Kemal Burkay: Saldırı, 1993'teki 33 er olayı gibi
İsveç'te yaşayan siyasetçi Kemal Burkay, Reşadiye'deki pusunun 'provokasyon' olduğundan şüphesinin olmadığını söyledi.
04:53:00 2009-12-12

Saldırının 1993'te 33 askerin şehit edilmesi olayına benzediğini belirten Burkay, Özal'ın başlattığı yumuşama sürecinin katliamla bıçak gibi kesildiğini vurguladı. Burkay, bölücübaşıyla saldırıdan sonra yaptığı görüşmeyi ise şöyle aktardı: "Öcalan'ı aradım. Niye yaptın diye sordum. 'Haberim yoktu ama sahip çıkmak zorunda kaldım.' dedi."

İsveç'te yaşayan Kürt kökenli eski siyasetçilerden Kemal Burkay, Reşadiye pususundan 33 er olayına, demokratik açılımdan DTP hakkındaki kapatma davasına Türkiye'deki son gelişmeler konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tecrübelerine dayanarak, son olayların arka planını irdeleyen Burkay, Reşadiye olayının 'provokasyon' olduğu konusunda hiçbir şüphesinin bulunmadığını kaydediyor. Saldırının 1993'te 33 askerin şehit edilmesi olayına benzediğini belirten Burkay, o dönemde merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın inisiyatifinde bir yumuşama süreci başlatıldığına, çözüme yönelik hem içte hem dışta çok iyi bir ortam oluştuğuna dikkat çekiyor. Ancak sürecin 33 askerin katledilmesiyle bıçak gibi kesildiğini vurgulayan Burkay, bu konuda bölücübaşıyla aralarında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor: "Bizim o dönemde Öcalan ile bir protokolümüz vardı, telefon irtibatımız da vardı. Önemli durumlarda birbirimize telefon açabiliyorduk. Olaydan sonra ben kendisine telefonla bunu niye yaptıklarını sorduğumda bana aynen şunları söyledi: Benim de haberim yoktu ama sahip çıkmak zorunda kaldım.

"Bunları bizzat Öcalan mı söyledi size?" sorusuna "Evet, tabii." karşılığını veren Burkay, "Peki kimlerin öldürdüğünü söyledi mi?" sorusu üzerine, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Onu söylemedi, ben de sormadım. Sadece bu sürece zarar verdiğini söyledim ona. O da sahiplenmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Ben Öcalan'ı iyi tanıyorum. Bence doğru söylüyordu. Yani saldırıdan onun bile haberi yoktu. Ben bunların kurban olarak PKK'ya teslim edildiği ve PKK'nın içinde irtibatta oldukları kimselerle bu akıl almaz cinayetin işlendiği kanısındayım. Bu işin önceden planlandığı, bu insanların süreci sabote etmek için kurban seçildikleri ve planın çok acımasızca, vicdansızca olduğu anlaşılıyor."

Kemal Burkay, hükümetin demokratik açılım projesiyle bugün de benzer bir havanın oluştuğunu ancak statükocu güçlerle savaş lobisinin ilk günden itibaren süreci sabote etmeye çalıştığını anlatıyor. Muhalefet liderlerinin sürekli korkulara seslenerek kamuoyunu kışkırttığını savunan Burkay, "Oysa hükümet iyi niyetlerle bir açılım başlattı ve gerçekten de çözüm yönünde adımlar atmak istiyor. Karşı olanların ise hiçbir projesi yok, sadece engellemeye çalışıyorlar. Bu ortamda Reşadiye olayının gelmesi sürpriz olmadı. Böyle bir şeyin olmasını bekliyordum şahsen ve bundan kaygı duyuyordum. Çünkü böyle bir gelişmenin ardından ya bir bomba patlıyor ya insanlar katlediliyor, suikastlar oluyor ya karakol baskınları oluyor. Ve hep süreçler sabote ediliyor, kamuoyu da -yeniden savaş yönünde- kışkırtılıyor." ifadelerini kullanıyor.

Kürt kökenli eski siyasetçi Burkay, Öcalan'ın yeni koğuşu bahane edilerek yapılan sokak eylemlerini de eleştiriyor. Reşadiye olaylarını tezgâhlayanların Öcalan'ın taraftarlarını da kışkırtarak sokağa döktüğünü vurguluyor: "Geçmişte de oldu bu, şimdi de oldu. Taraftar kitlesi adeta onu puta dönüştürmüş ve bu kesimlerde kışkırtma sebebi yapıldı, onun sağlık meseleleri. Yapılan sokak eylemleri çığırından çıktı ve can almaya başladı; bu da açılım sürecini sabote ediyor. Bu; açılımı engellemek isteyenlerin, Ergenekoncuların, savaş lobisinin ekmeğine yağ sürüyor, sadece onlara hizmet ediyor. Kürt halkının mücadelesine hiçbir faydası yok!"

Oyunun farkındayız, boşa çıkarabiliriz

Türkiye bir değişim noktasındadır ve statükocu kesimlerinin son çırpınışları olarak görüyorum son olayları. Yine de umutluyum, şu an içine düşülen sıkıntıya rağmen. Bence bu kez bu oyunu boşa çıkarabiliriz; çünkü oyunun farkındayız, geçmişten farklı olarak. Yani hem hükümet bu oyunun farkında, hem birçok aydın çevreler bu oyunun farkında, hem de medyanın bir kesimi farkında ve bunu dile getiriyor. Umutsuzluğa kapılmadan değişime omuz vermek gerekiyor. Her barışsever insan, her demokrasi ve özgürlük isteyen insan; Kürt, Türk, Alevi ya da her kim olursa olsun, hangi görüşte insan olursa olsun üzerimize düşen görev budur. Barışçı, özgür bir ülke yaratabiliriz. Bunun için de el ele vermemiz gerekiyor.

DTP'nin kapatılmasını da kullanırlar

Parti kapatılmasına karşıyım. Ama tabii ki bir parti açıkça şiddeti savunur, şiddet yöntemlerine sarılırsa o farklı bir durum, ki hiçbir partinin buna hakkı yok. DTP şu an bu durumda şiddete yönelmiş bir parti diyemem, bazı yönlerini eleştirsem bile. Onun için, DTP'nin kapatılmasını yanlış buluyorum. Parti kapatma, geçmişten günümüze hiçbir sorunu çözmedi, yanlış ve antidemokratik bir tutum olduğu için. DTP'nin kapatılması, kaos isteyen, gerginliği büyütmek isteyen güçlerin işine yarar. En çok Ergenekon yanlıları, demokratik açılım karşıtları, demokrasi karşıtları sevinecek. Nasıl ki Abdullah Öcalan'ın sağlık sorunlarını kullandılar, kitleyi kışkırttılar... Bunu da kullanmaya çalışırlar.

Kemal Burkay: Saldırı, 1993'teki 33 er olayı gibi 
 
Reşadiye saldırısı, Öcalan'ın tehditlerini hatırlattı

 

Öcalan'ın İmralı'daki hücresi bahanesiyle yapılan sokak eylemleri ile Reşadiye saldırısı akıllara Abdullah Öcalan'ın açılım konusundaki açıklamalarını getirdi. 6 Kasım'da Fırat Haber Ajansı'na verdiği demeçte, "AKP, çözmezse tasfiye edilir." diyen Öcalan, AK Parti'nin kış aylarında zor durumda kalacağını ve baharla birlikte tasfiyenin gerçekleşeceğini öne sürüyordu. Bölücübaşı, Başbakan Tayyip Erdoğan'a "Eğer bu sorunu çözmezsen durumun Özal'ın ölümünden kırk sekiz saat öncesi gibi olur, Özal'ın son kırk sekiz saat içinde başına ne getirildiyse sizin de başınıza getirebilirler. Özal ölmedi, öldürüldü." tehdidinde bulunuyordu.

Öcalan 17 Kasım'da İmralı'daki yeni yerine nakledildiğinde de, 'bahara kadar tasfiye' sözünü şöyle izah edecekti: "Biz savaş açarsak iktidarınız sallanır, üç aya kalmaz baş aşağı gidersiniz. Sonunuz da Menderes, Özal, Erbakan gibi olur."

İMRALI'DAKİ cezaevi şartları düzeldi

Bu arada terör örgütü PKK, Tokat'ta 7 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan hain pusuyu 'Öcalan'ın cezaevi şartları' gerekçesiyle yaptığını savunurken, terör örgütü elebaşısı, cezaevi şartlarının düzeldiğini açıkladı. Avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmesinde, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü başkanlığındaki bir heyetin İmralı'ya gelerek şikayetlerini dinlediğini belirten Öcalan, "Uzun uzun görüştük. Bu görüşmeden sonra kapının üstünde aşağıya ve yukarıya yeni bir pencere açtılar. Buraya getirilen arkadaşlarla bir kez görüştüm. Buradaki görevliler, ileride televizyon vereceklerini belirttiler." diye konuştu. HABİB GÜLER, ABDULLAH YAVUZ ALTUN

Saldırıyı Türk-Kürt Ergenekon'u birlikte organize etti

Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) Genel Başkanı Şerafettin Elçi, Reşadiye saldırısının hedefinin 'demokratik açılımı baltalamak ve muhtemel bir Türk-Kürt çatışmasına zemin hazırlamak' olduğunu söyledi. Reşadiye'deki olayın bugüne kadarki PKK eylemlerinden farklı olduğuna dikkat çeken Elçi, "Saldırıyı Türk-Kürt Ergenekon'u birlikte organize etti." ifadesini kullandı. Türkiye'de ne zaman hukukun üstünlüğü ve demokratikleşme konusunda bir gelişme yaşansa bu tür olayların ortaya çıktığını vurgulayan Elçi, şöyle devam etti: "Öteden beri Türkiye'nin önünün açılmasını istemeyen, hukukun üstünlüğünden ve demokratik adımlardan ve huzurlu olmasından rahatsızlık duyan güçler var. Bunlar hiçbir zaman ülkenin sorularının çözümünü istemezler. Çünkü böyle bir ülkede bu tür karanlık güçlerin varlık nedeni kalmaz. Ergenekon davasında görüldüğü üzere devletin içinde çeteleşip gruplaşmışlar. Sivil uzantıları da var. Yine görülüyor ki Türkiye'nin dış politikada itibar kazandığı, komşularıyla sorunlarını çözdüğü ve Türkiye'nin en ciddi ayak bağı olan Kürt meselesinin aşılma ihtimalinin ortaya çıkması, görülüyor ki bu karanlık güçleri rahatsız etmiştir. Bunlar tekrar toplumu gererek puslu havada rahat at oynatabileceklerini düşünerek yeniden toplumu gerici hatta iç çatışmalara neden olabilecek bazı olaylara başvuruyorlar. Devlet Kürtlerin haklı ve meşru taleplerini karşılar ve onlar da 'bu devlet bizim de devletimiz, devlete sahip çıkalım' deme noktasına geldikleri anda bu tür şiddet yanlılarının gereği kalmaz."HAMZA ERDOĞAN ANKARA, CİHAN

DTP'liler ürkek davrandı evde oturmaları daha iyi

DTP ve ondan öncekiler (HADEP vb.) benzer çıkmazlara düştüler; cesaretli davranamadılar, legal partiler olarak kendilerine düşen rolleri oynayamadılar. Yani kendisine güvenmeli, adres olarak Öcalan'ı veya PKK'yı göstermemeli. O ya da bu etkiye göre davranan, ürkek, ne yaptığı belli olmayan bu konumdan kurtulmalı. Yoksa evlerine çekilip oturmaları daha iyidir. "Parti kapatılsa da kurtulsak" diyenlere düşen; Parlamento'da grupları var, 100'e yakın belediye başkanlıkları var ellerinde, önemli bir kitle desteği var. Böyle bir partiyi yönetenler cesur olmalılar, gerçekten cesaretle sorunların çözümüne talip olmalıdırlar ve katkıda bulunmalıdırlar. Yok, ürkeceklerse, Öcalan'dan gelecek işaretlere göre davranacaklarsa, bunlar iktidarsız demektir. O zaman bunların varlıkları semboliktir, göstermeliktir.

Tokat'taki pusu, önemli gündem maddelerini unutturdu

Tokat'ın Reşadiye ilçesinde 7 askerin şehit edilmesinin ardından terör yeniden ülkenin bir numaralı gündem maddesi oldu. Özellikle demokratikleşme yönünde atılan adımlar ikinci planda kaldı. Saldırı, Kürt meselesinin çözümü konusundaki pozitif havayı dağıtırken, Genelkurmay karargahında hazırlanan dehşet planları, Türk yargı tarihinde bir ilke imza atan sivil savcıların eski kuvvet komutalarını darbe teşebbüsünden sorgulaması, Ergenekon sanıklarının Ümit Sayın'ın örgütü deşifre eden açıklamaları gibi kritik gelişmeleri unutturdu. İşte Reşadiye pususunun gölgede bıraktığı gündem maddeleri:

Kuvvet komutanlarından sonra amiraller sorgulanacaktı: Üç eski kuvvet komutanı 5 Aralık'ta Ergenekon savcıları tarafından darbe teşebbüsünden sorgulandı. Kuvvet komutanlarının ardından Kafes Eylem Planı'nın danışma kurulu üyeleri oldukları iddia edilen emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü, Koramiral Kadir Sağdıç ve Tuğamiral Fatih Ilgır'ın ifadeye gelmesi bekleniyordu.

Dersim gafı CHP'de büyük kayıplara yol açtı: Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Dersim gafı yüzünden zor günler geçiren CHP, Reşadiye saldırısıyla nefes aldı.

Ümit Sayın'ın itirafları Ergenekon sanıklarını şoke etti: 7 Aralık 2009 günü de Türkiye açısından tarihî günlerden biriydi. Ergenekon'un tutuklu sanığı Doç. Dr. Ümit Sayın, hâkimlerden kapalı celse talep ederek, örgütün yapılanmasıyla ilgili bütün bildiklerini anlattı. Sayın, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun kendisiyle birkaç defa görüşerek yapılanmanın ismini vermeden bazı ricalarda bulunduğunu ve örgütün en üst düzey toplantılarının Encümen-i Dâniş yoluyla yapıldığını söylediğini aktardı.ABDULLAH YAVUZ ALTUN İSTANBUL

Öcalan, kendi durumunu her şeyin önüne koyuyor

Öcalan sadece kendi durumuyla meşgul, Öcalan eğer bir liderse, yaptığı hiç uygun bir şey değil, bir lidere yakışan bir durum değil. Kendi durumunu her şeyin önüne koymak, böylesine bir açılım sürecinde... Açılım sürecini de boş verin, sağlık koşullarını gündemin başına koymak ve adeta tabanı kışkırtmak; bu, olacak şey değil.

Kürt halkının durumu Öcalan'a endekslenemez

Birtakım sokak eylemleri oluyor ve bunlar çığırından çıkmaya müsait şeyler, nitekim çıktı da. Taşlı sopalı, hatta molotofkokteylli gösterilere dönüştü; Öcalan'ın sağlık durumları, hücre şartları gerekçe gösterilerek. DTP, Kürtlerin yanlışa sürüklenmesini engellemeli, onların arkasından sürüklenmemeli. Yani, açıkça, "Bunlar yanlış eylemlerdir" demesi gerekirdi. Ne yazık ki bunu yapamadılar, adeta korkuyorlar, baskı altındalar. Bu arkadaşlar, ne yazık ki en başından beri bağımsız, özgür bir politika izleyemediler. Kürt halkının taleplerini dile getiremediler. Şu an onların bütün ülke meselelerine, Kürt meselesine bakışı biraz İmralı'daki şartlara, kaldığı odanın santimetrekaresine kilitli... Mesela biz DTP'nin Kürtçe eğitim için bir yürüyüş düzenlediğini görmedik, kitleleri bir araya getirdiğini görmedik. Kürtçe eğitim için yürümeyen DTP, Öcalan için pek çok eylem yaptı. Bunlar olacak şeyler değil. Kürt halkının durumu, kaderi bir Öcalan'ın durumuna endekslenemez. Mesela bu açılım sürecinin başında Öcalan'ı adres göstermesi olacak şey değildi. Legal bir parti olarak aslında "Kürtleri ben temsil edebilirim" demesi lazımdı. Ne yazık ki, kendisine güvensiz bir hâl içerisinde. cavkani:ZAMAN 
 
RAMAZAN KERPETEN STOCKHOLM, CİHAN

Bu haber  590  kere okundu